Fransız yazar işlemediği bir cinayet suçundan ötürü Fransız mahkemelerince Fransız Guyanası'nda müebbet kürek hapsiyle cezalandırılır. Ancak o, "çevre"nin adamıdır ve firar onlar için her şeydir. Onun özgürlük aşkı, sayısı sekizi bulan kaçma girişimleriyle kendini gösterir. En umutsuz anlarında bile yeniden enerjisini toplar ve bu enerji onun daha önce hiç kimsenin çıkamadığı hapislerden çıkmasını sağlar, aslında bu enerji özgürlük umudunun verdiği coşkudur. Bir ara Venezüella'dan da öteye kadar giden Charrière, orada karşılaştığı bir Kızılderili kabilesine sığınır ve bir yuva da kurar. Bu insanların anlatıldığı gibi vahşi ve de gaddar olmadığını gören Charrière, bizim uygar dünyamızın çok daha gaddar olduğunu düşünür; ancak yine de uygar dünyaya dönmeden yapamaz, onun haksız bir şekilde cezalandırılmasına neden olan savcıdan alacağı bir intikam vardır. Bu ona pahalıya mal olur. Yine yakalanır ve hep kaçar, kaçma serüvenlerinde İngiliz Guyanası'nda, Kolombiya'da ve Venezüella'da çok iyi insanlarla karşılaşır ve İkinci Dünya Savaşı'nın yarattığı karmaşa ortamı onun özgürlük fırsatını elde etmesine yol açar ve Venezüella vatandaşı olur. Charrière, birçok tecrübeden sonra intikamından da vazgeçer. "Kelebek", sürükleyici bir özgürlük tutkusu romanı... "Bir, iki, üç, dört, beş..." ve tekrar baştan, ileri geri; bu onun özgürlük tutkusunu sürekli sıcak tutmak için çabaladığı günlerde beş adımlık, karanlık koğuşlardaki tek sloganıdır. "Kelebek"in öncesi ve sonrası da ilginç ve onlar da yine Charrière'nin "Banko" isimli kitabında mevcut, "Kelebek"ten sonra onu okuyunuz.