Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899

E-Dergi

karaademmm Tarafından Yapılan Yorumlar

08.07.2020

Onun roman, hikaye ve kronikleri dışında bir de gazeteci yönü var elbette. Memleket Yazıları, yazarın 1938-1965 yılları arasında gazete ve dergilerde kaleme almış olduğu
makaleleri-fıkraları bir araya getiriyor.

Elinizdeki kitap bu serinin 17. halkası.

Tuncay Birkan’ın muazzam bir emeği söz konusu. Sağ olsun.

Burada okuyacağınız yazıların birçoğu 2. Dünya Savaşı ve Harp temalı. Yazılarını savaşın sürdüğü dönemde sıcağı sıcağına kaleme almış olduğu için birçok tespitinde hata-eksik bulabilirsiniz.

Ama yine net, yine sivri.

Hitler, Franco, Mussolini’de olacak kaleminde; Almanya, İspanya ve İtalya’da.

Demokrasiyi de yazacak, diktayı da.
Huzuru da yazacak, huzursuzluğu da.

Yer yer yorulacaksınız; ama onun kaleminden her şey okunmaya değer kanımca.

Buyurun.
07.07.2020

Dünya edebiyatının öncül eserlerinden Yeni Hayat. 13. yüzyıl sonlarında kaleme alınıyor ve Dante’nin ‘aşkı’ farklı imge, üslup ve anlatım yollarıyla anlatmasına şahit oluyoruz. Ulaşılmaz güzel Beatrice aşkını. Muazzam bir eser okumayacaksınız malum 1290’larda yazıldı. Ama bu öncül eser okunmalı.
05.07.2020

Medarı Maişet Motoru.
Geçimi Sağlayacak Motor.

4 Ekim 1940 - 21 Şubat 1941 tarihleri arasında tefrika olarak yayımlanıyor eser. Sonrasında kitap halinde basımı sansür ve yasaklamalardan kaynaklı 1944 yılına kadar mümkün olmuyor.

1944 yılında çeşitli bölümlerin içerisinden çıkarılmasıyla basılabiliyor.

Devamında 1952, 1970, 2002 ve 2014 yılları olmak üzere çeşitli yayınevleri bünyesinde yayımlanıyor.

Aslında bir ‘roman denemesi’ diyebiliriz. Biliyorsunuz ki bir eserin uzun yazımı onun ‘roman’ adını alabilmesi için yeterli olmuyor.

Dört kısım mevcut eserde. Kısımların birbirlerine tam anlamıyla bağlı olduğunu söyleyemeyiz. Her kısımın kendi içerisinde karakterleri, kurgusu mevcut.

Adapazarı, Burgaz Adası ve İstanbul’da geçiyor olaylar.

Bir kısımda Dimitro Usta, Ali Rıza, Hikmet ve Melek’i okurken diğer diğer kısımda Fahri,
Hasan Kaptan ve Mustafa’yı okuyacaksınız mesela.
04.07.2020

eserini yazmış olduğunda hayatta olsa da sansürler ve engellenmeler sebebiyle yayımlanması 1895’i buluyor.

Evet hedefinde Hıristiyanlık ve ahlakı var Nietzsche’nin.

Rahipler, uygulayıcılar, anlayanlar-anlamayanlar ve belki de ‘bir dini sorgulamayan’ herkes.

Şunları yazıyor mesela Hıristiyanlık için:

“Hıristiyanlık, insan ile insan arasındaki her türlü derin saygı ve mesafe duygusuna karşı, kültürün her türlü yükselme ve büyümesinin önkoşuluna karşı, kötü içgüdülerin en gizli köşe-bucağından çıkarak ölümüne bir savaş vermiştir.”

Okurken bazı zorluklar çekeceksiniz kanımca. Oruç Aruoba’nın dile getirdiği şöyle bir durum var mesela:

“... hemen bütün Avrupa dillerini bilir ve bunlardan alınma deyimleme biçimlerini yazılarında bol bol kullanırdı... — bir düşünceyi, bir kavramı, hangi dilde ‘oturtabiliyorsa’ o dilde yazmaktan çekinmez.”

Yani yeri geldikçe Almanca, Fransızca, İtalyanca ve Latince kullanacak. Biliyorsunuz ki aynı zamanda bir filologdu Nietzsche.
04.07.2020

Conrad, yaşamının uzun bir dönemini Dünya üzerinde seyahatlerle geçiren biri. 1890 yıllarında da Kongo’ya bir yolculuk yapıp üzerine günlük de tutuyor. Bunun bazı sayfaları elimizde. Bu seyahatten yaklaşık 10 yıl sonra 1899 yılında elinizdeki eseri yayımlıyor. Marlow ve Kurtz isimli karakterler üzerinden Afrika’daki ‘vahşilerin’ yaşamına, beyaz insanın ‘fil dişi’ avcılığına-acımasızlığana ve daha birçok şeye değiniyor. Muazzam bir kitap olduğunu söyleyemesem de etkileyecektir elbette.