Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
KY-2477827 Tarafından Yapılan Yorumlar
Nietzsche yine ezber bozuyor, yine aykırı... Bi' solukta okuyup, sonra da unutacağınız cinsten "aforizma"lar değil bunlar! Yazarın "İnsanca, Pek İnsanca" adlı kitabından derlenmiş. Anıl Alacaoğlu'nun güzel çevirisi ve Nura Aliosman'ın caanım kapak tasarımıyla harika-ötesi bi' "Kısa Klasik"... Aforizmalar'ı okuyanların yine bu seride yayınlanmış olan "Neden Bu Kadar Akıllıyım" adlı kitabı da okumaları faydalı olur kanaatindeyim. "Kadınlarda akıl vardır, erkeklerdeyse ruh ve tutku" (syf. 52) diyen Nietzsche'nin "Bir anne genellikle oğlunun kendisinden çok, oğlundaki kendisini sever." (syf. 49) deyişineyse tutuldum, hayran oldum... "Sevgi ve Nefret Üzerine Aforizmalar"ı, Nietzsche'ye âşina olmayanların da büyük çabalar sarfetmeden okuyabilecekleri türden bi' eser. Yine de Harry Potter serisi okumadığınızı akılda tutmanız gerekiyor(!)
Merak ettiğim için aldım; Can Kısa Klasikler'i topladığım için de aldım... İngiliz monarşisini yerden yere vuran Paine, Birleşik Devletleri'n bugünkü siyasal trajedisini görseydi ne der'di Allah bilir!... Akın Emre Pilgir'in çevirisi de olmasa biraz zor okurdum bu şaheseri! Can Yayınları'nın kitaplarında Kur'ân'ı Kuran olarak okumaya alıştık da, Hz. Muhammed (s.a.v.)'i "Muhammed" olarak okumaya alışamadık. Yazarın Hz. ifadesini kullanması elbette mümkün değil! Ancak, çevirmene ait bi' dipnotta böylesi durumla karşılaşmak üzücü... Bugüne dek, okuyucusunu "... arasındaki karşıtlığa dikkat edin." diye uyaran başka bi' çevirmene rastlamamıştım/okumamıştım, çok şükür ona da şahit oldum.Yayınevindekiler, kitabın içeriğini çok ilginç bulmamış olmalılar ki, bu işi, kitabın kapağına havale etmişler diye düşünmedim değil(!) Gözleri pörtlemiş, ağız bölgesi beyaz renk fırça tuşlarıyla kapatılmış evlere şenlik tasarımı onaylayanları yürekten tebrik ediyorum.
Giresun hakkında yazılmış kitapları topladığım için aldım...
Önce kapak tasarımına hayran oldum, sonra hikâyelere(!) "Mendil Altında" 24 hikâye var okurunu bekleyen... Haşmet Gülkokan -evet kahramanımızın soyadı bu- unutamayacağınız türden bi' hikâye. Esendal, Batılılaşma yıllarının insanını çok güzel tasvir ediyor. Anadolu köylüsü ve bürokrasi arasındaki "mücadele"yi Memduh Şevket kadar yalın biçimde anlatan başka bi' hikâyeci bilmiyorum, okumadım. Dili yalın, Türkçe'sini "öztürkçe" çılgınlığından uzak tutmayı gaayet iyi başarmış; hem de dilde sadeleşmeyi savunduğu hâlde! Batılılaşma serüvenini araştıranların, göz ardı edemeyecekleri yazarlardan birisi de hiç şüphesiz Esendal...
Mustafa Çevikdoğan'ın açıklayıcı notlarıyla daha da okunaklı olan Mendil Altı'ndan sonra, sırada yazarın, yine Can Yayınları arasında çıkmış olan "Temiz Sevgiler" adlı kitabı var..
Montefiore'nin "Romanovlar"ı konuya âşina olmayanların neşeyle okuyacakları cinsten bi' kitap değil! Montefiore, Rus tarihine ve onun önemli "figür"lerine oldukça vâkıf bi' yazar. Masabaşı tarihçiliğinden fersah fersah uzak oluşu sık rastlanan bi' durum değil. Hâl böyle olunca da kitabın havası değişiyor. Elde edilen siyasî ya da askerî zaferler kadar, onların ardında gizlenen/yaşanan rezillikleri de sergilemesi bakımından müthiş bi' kitap! Kitaptaki bazı cümleleri yüzünüz kızarmadan okumanız biraz zor(!) Kendisini Avrupalı olarak tanımlayan, bu yolda dönüşüme uğramış çarlığın, Avrupa'da değil de Asya'da genişlemesi tarihin bi' ironisi olsa gerek! 1613-1918 yılları arasında yaşananları merak ediyorsanız, "Romanovlar"ı kaçırmayın! Konstantinopolis niye bütün bi' kitap boyunca -buna Notlar da dâhil- Konstantinapolis olarak yazılmış anlayamadım. Montefiore'nin Büyük Katerina ve Potemkin'iyle birlikte Stalin adlı eserini de okumak şart oldu.