Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
denizmavi Tarafından Yapılan Yorumlar
Davut Dursun'dan, 27 Mayıs ve 12 Eylül darbelerini anlatan kitaplarında olduğu gibi, yine muhteşem bir yakın tarih belgeseli.
Kitapta, 27 Mayıs'tan sonra 12 Mart Darbesine giden süreci gayet açık ve anlaşılır bir dil ile görebiliyoruz. Kitabın ilk bölümü yazarın incelemelerini kapsarken, ikinci bölümü ise dönemin kahramanları ile yapılan röportajları konu ediniyor.
1969 seçimlerinde AP, tek başına hükümeti kuracak oyu alınca ortam gerilmişti. Bir kaç hafta sonra kurulan Devrim dergisi de orduyu ihtilale teşvik etmeye başlamış, ancak ordu içinde dengelerin aniden değişmesi üzerine ordu, 12 Mart'ta yapılan darbe ile ilk önce kendisini darbeye teşvik eden Devrim Dergisi yazarlarını ezmişti.
Soluk soluğa okunacak bir darbe belgeseli.
Hasan Cemal'in Cumhuriyet Gazetesinde genel yayın yönetmeni olduğu dönemin perde arkasını anlatan güzel bir eser. 1981'de genel yayın yönetmenliğine getirilen Hasan Cemal, başlangıçta tutucular ve liberaller arasında gazete içinde bir denge unsuru olur. Ancak Nadir Nadi'nin 1993 yılında ölümü ile ipler koplar. Gazetenin İlhan Selçuk, Ali Sirmen gibi tutucu kanadının liderleri gazeteden topluca istifa ederek, Cumhuriyet'i okumama boykotu başlatırlar. Gazetenin tirajı 40 binlere kadar düşmesiyle iflasın eşiğine gelindiğinde Hasan Cemal de istifa etmek zorunda kalır. Ancak gazete bir daha da H.Cemal zamanındaki tirajına kavuşamaz.
İşte size Türkiye Cumhuriyeti ile yaşıt gazetenin, bir döneminin hikayesi.
Oldukça zorlama yorumlarla, bugün kullanılan pek çok ismin, gizli Yahudilerce kendilerine isim olarak seçilip, diğer vatandaşlarca da taklit edilmeye başlandığından milli isimler haline geldiğini açıklıyor.
Mesela, Eren adı aslında Yahudilerin Aaron adının Türkçe versiyonu imiş. Gizli Yahudiler bu ismi Türkçe'ye kazandırmış. Buna benzer daha pek çok örneği görebilirsiniz. Yazar başka bir ktabında; hepsini ciddiye almayın, mizahi bir anlayışla dikkate alırsanız daha çok zevk alarak okursunuz" demişti. Bence de öyle yapmak lazım.
Devletin, hukuk ile resmi ideoloji arasında nasıl bocaladığını gösteren makalelerden oluşan harika bir kitap. Dönemin başbakanının, insan haklarına saygılı olunacağı konusunda uluslararası anlaşmaları imzalamasının ardından, yurda döndüğünde, imzaladığı anlaşmaları unuturcasına imzaladığı kararları, seyirci kaldığı uygulamaları bu makalelerde ibretle okuyacaksınız.
Yazar, 12 Mart 1971 sonrasında, 12 Eylül 1980'e giden süreci oldukça başarılı bir biçimde ele almış. Kitabın ilk bölümü yazarın incelemelerini kapsarken, ikinci bölüm ise dönemin kahramanları ile yapılan röportajlardan oluşuyor. Özellikle Kenan Evren ile yapılan röportaj tarihi belge niteliğinde. Bizi kimler hangi kafa ile kurtarmaya kalkmış, buyrun kendi ağızlarından, kendi gözleriniz ile görün.