Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
denizmavi Tarafından Yapılan Yorumlar
Üçüncü Enternasyonelin İkinci Kurultayında toplanmasına karar verilen Doğu Halkları Kurultayı 1-8 Eylül 1920 tarihleri arasında toplanıyor ve Türkiye’yi çok yakından ilgilendiriyor. Toplantının yönetimini Zinovyef, Radek ve Bela-kun düzenliyor. Türk Kurtuluş savaşına destek verilmesi ve İngiliz Emperyalizminden kurtarılması için temenniler sıkça dile getiriliyor. Ankara hükümetinin temsilcisi Dr.İbrahim Tali Sovyetler birliğinden gelecek yardıma duydukları ihtiyacı dile getiriyor. Enver Paşa bir bildiri sunuyor ve kurultayı destekliyor. Osmanlının yaptığı Trablus savaşının bir emperyalist amaç taşımadığını, bölge halklarının istiklalini sağlamayı amaçladıklarını belirtiyor. Almanlarla birlikte dünya savaşına girmenin gerekçesini açıklıyor. ABD temsilcisi John Reed, dünya savaşının petrol kaynaklarını ele geçirmek amaçlı olduğunu bildirisinde belirtiyor. Pek çok yönden ilginç konuları içeren kitabın okunması gerektiğine inanıyorum.
Kazım Karabekir’den yine muhteşem bir eser. 1926 yılında İstiklal Mahkemesinde Atatürk’e suikast suçlamasından beraat ettikten sonra köşesine çekilmiş ve olayları artık seyretmekle yetinir olmuştur. Arasıra çocuklar için şarkılı piyesler yazmaktadır. Bir gün Milliyet gazetesinden bir haber okur. “Paşa şarkılı piyes yazacağına İstiklal Harbi ile ilgili bir şeyler yazsa ya, ona kim mani oluyor” Bunun üzerine peki der K.Karabekir Paşa ve “İstiklal Harbimizin Esasları” adı ile hatıralarını yazmaya başlar, o güne kadar duyulmamış hatıra ve belgelerdir bunlar, basın büyük ilgi gösterir ve ayrıca kitap olarak bastırılmasına karar verilir. Fakat olanlar ondan sonra olur, M.Kemal önce bu hatıraları şiddetle yalanlar ve arkasından da kitapları toplattırarak imha ettirir. Bu kitapta işte bu hatıraların yayınının öyküsünü bulabiliriz. Yaktırılan kitaplarda bugün temin edilebilen kitaplardandır. İlgilenen okuyuculara tavsiye ederim.
Yazar, öncelikle çok eski tarihlerden, mesela Sümerlerden günümüze kadar olan ihtilallerden örnekler vererek ihtilallerin meydana geliş sebeplerini açıklamaya çalışmış. Halklar patlama noktasına geldiğinde ise iş çığırından çıkmış ve başı çeken biri ya da birilerince ihtilaller patlak vermiş herzaman. İyi güzel de 1960 ihtilalinin bu verilen örneklerle hiç bir ilgisi yok ki. Yani bir halk isyanı değil. Devletin sahibi olduğunu zanneden bir takım güçlerin, ellerindeki imkanların alınmaya kalkışılması nedeniyle ihtilaller olur bizde genellikle. 1960 ihtilali de bunun en güzel örneğidir. Bu ihtilal o kadar halk hareketiydi de ihtilalden sonraki seçimlerde neden D.P. yerine kurulan A.P. oyların çoğunluğunu aldı? Neden İhtilali yapan generalin cumhurbaşkanı seçilmesini garantilemek için diğer adaylar baskı ve zorla adaylıktan el çektirildi. Yazar hayatta olsaydı da sorabilseydik keşke bu soruları kendisine.
A.Fuat Paşa’nın, Birinci Dünya Savaşının bitimiyle birlikte yaşadığı anılarını derlediği bir anı kitabı. İlginç tesbitler var. Mesela, Kazım Karabekir’in, “11 Nisanda Şişli’deki evinde M.kemal ile görüştük ve milli mücedeleyi birlikte planladık” şeklindeki anılarına M.Kemal şiddetle karşı çıkmış ve bunların hayal ürünü saçma eşyler olduğunu söyleyerek K.Karabekir’in bu anılarını yayınladı kitabı toplatmıştı. (İstiklal Harbimizin Esasları- Emre Yayınları) Oysaki A.Fuat Paşa bu anı kitabında M.Kemalin kendisini telefonla arayarak K.Karabekir ile görüştüklerini ve Milli mücadeleyi ne şekilde planladıklarını anlattığından bahsediyor. A.Fuat Paşa ile ilgili en çok merak ettiğim konu ise, milli mücadelenin en kritik safhasında 1920 Aralığında Moskova’ya gönderilmesinin yani Türkiye’den uzaklaştırılmasının nedeni idi. A.F. Paşa, anılarında bu konuya da değinmiş ve M.Kemal’in yanında kendisi gibi kararlı ve mücadeleci birinin bulunması yerine İsmet İnönü gibi daha ılımlı, daha yola getirilebilir birinin bulunmasının İngilizler Tarafından tercih edildiğini ve İstanbul hükümeti kanalıyla bu işi M.Kemal’e yaptırdıklarını belirtiyor. Eğer bunlar doğru ise gerçekten şok iddialardır bunlar. M.Kemal’in hem İstanbul hükümeti hem de İngilizlerle iletişim içinde olduğunu gösteriyor. Gerçi A.F. Paşa, iddiasının sonuna, M.Kemal’in yapabileceği başka birşey yoktu diyerek bir nevi iddialarını yumuşatıyor. Bence tarihçilerin bu konunun üzerine biraz daha eğilip gerçekleri gün ışığına çıkarmaları gerekir.
Her biri tarihi birer belge niteliğindeki mektuplardan oluşan değerli bir eser. Birinci Dünya Savaşı sonrası yurtdışına kaçan ve yurtiçinde bulunan İttihat ve Terakki liderlerinin mektupları gizli kalmış pek çok konuyu gözler önüne seriyor. İçinde en çok dikkatimi çekenler ise, suikaste uğrayan İttihatçıların öldürülmelerini yorumlayan mektuplardı. Mesela 15 Mart 1921’de Talat Paşa’nın öldürülmesinin ardından Doktor Nazım’ın Cavid Bey’e yazdığı bir mektup düşündürücü. Özetle diyor ki;
“Katil saldırının hemen sonrasında yakalandı, ifadesinde ise beş yıldır Talat Paşa’nın peşinde olduğunu, katledilen Ermenilerin intikamını almak için bu suikasti tertiplediğini söyledi. İyi ama Talat Paşa, öldürülmek için peşinde 5 koşulması gereken biri değildi ki. 3 yıl önce ne kadar korumasız ise bu gün de öyle korumasızdı. Tam da Anadolu’da kabine teşkiline giriildiği bir zamanda böyle bir suikast işinin sadece Ermeni intikamı ile açıklanamayacağı düşüncesindeyim”
Evet gerçekten de düşündürücü bir mektup. Aynı yorumlar, 6 Aralık !921’de öldürülen Sait Halim Paşa için İsmail Canbulat tarafından yine Cavid Bey’e yazılan bir mektupta yapılıyor.
Bu kitaba alınmamış ama Ş.Süreyya Aydemir’in “Enver Paşa” adlı eserinin 3. cildinde Cemal Paşanın bu suikastlerden korkarak ortadan üç boyunca kaybolması ve üç ayın sonunda M.Kemal’e bir mektup yazarak kendisinin Tiflis’te bulunduğunu belirtmesi ve Anadoluya geçmek için kendisinden yardım istemesinin ardından Ermeni tetikçilerin giderek Cemal Paşa’ya da suikast düzenlemeleri, tüm bu mektuplarda anlatılanlardan sonra sonra daha çok dikkatimi çekti.