İsa'nın Çocukluğu
İsa Üçlemesi; ilk kitap. Bu bir distopya. Onu distopya kılansa herkesin aşırı iyi niyetli olması. Her şey olması gerektiği gibi, her şey kuralına göre işliyor, her şeyden yeterince var: Arzu nesneleri hariç. Arzulanabilir olanın resimden silindiği bir dünya anlatıyor Coetzee. İnsan kendini "ehlileştirmiş", dolayısıyla arzudan türeyenlere de yer yok bu evrende: şehvet, iştah, tutku, haz. Hiçbiri yok. Alın size distopya.
Öncelikle bu muhteşem fikir karşısında bir saygı duruşunda duralım lütfen, hepimiz. Coetzee'nin kurduğu evrenin özünün bu olduğunu anladığım ilk sayfalarda vuruldum bu kitaba. "Kişisel olanın (arzu, aşk) evrensel olandan (iyi niyet, cömertlik) üstünlüğünde ısrar mı ediyorum? Eski ve konforlu olandan (kişisel) yeni ve tedirgin edici olana (evrensel) fazlasıyla geç geçişin bir parçası mı bunların hepsi?"
İsa Üçlemesi'nin bu ilk kitabında İsa'ya ve dine dair pek bir şey olmadığına dair yorumlar okumuştum başlamadan. Katılmadığımı söylemem lazım. Kitapta anlatılan çocuk David, koruyucusu Simon ve "anne"si Ines'in başından geçenlerde İsa peygamberin hayatından bildiğimiz pek çok anekdotu görebiliyoruz ama bence kitaptaki asıl dini gönderme tam da beni çarpan o yerden geliyor. Arzularımızı körüklemememiz, zapt etmemiz gerektiğini öğütleyen dinlerin istediği dünyadayız! Fakat kitapta buna dair direkt bir şey söylemiyor Coetzee, din yok olmuş da, sonucu kalmış gibi. Ruhu elinden alınmış, makine gibi işleyen bir dünya bu.
Mültecilik, bürokrasi, kimlik, devlet, kanun gibi günümüzün temel gündemleri, kitabın da ana izleklerini oluşturuyor. Açıklanmayan bir sebeple bu "yeni dünya"ya göç eden bir çocuk ve adamın öyküsünü okuyoruz. Yeni dünya gelenleri kucaklıyor, ancak yalnızca yukarıda anlattığım şekilde.
Kitabın daha Kafkaesk diyebileceğim ilk yarısını olağanüstü buldum. Sonrasında gelen, çocuğun dünyayı sorgulamaya, kendi felsefesini bulma çabasına tanık olduğumuz bol diyaloglu ikinci bölümden ilk kısım kadar etkilenmedim. (Birisi Kafka'dan Beckett'e keskin bir geçiş yapmış Coetzee diye yazmıştı, o kadar doğru ki!)
Yine de bence çok iyi bir kitap bu. "İsa'nın Okul Günleri" ile üçlemeye devam şimdi.