Dünyanın Sonunu Önceleyen İşaretler
Çok güzel kitap. Çok yalın ve fakat bir o kadar da tekinsiz. Herrera’nın ilk okuduğum kitabı olan Krallığın İşleri’nden daha çok beğendim bunu. Bir göçmen kadının erkek egemen eski dünyadaki yolculuğunu ve mücadelesini anlatıyor çok sade ve çarpıcı biçimde. Hem figüratif, hem de gerçek sınırlarla mücadelesi. Kısacık kitapta çok fazla derinlikli mesele var ve harika işlenmiş hepsi. Bir göçmenin ağzından yazılmış şu çok sarsıcı pasajı aktarıp susuyorum. Dünyanın en çok mülteci ağırlayan ülkesinin yurttaşları olarak hepimize bir şeyler düşündürür belki – umarım düşündürür. “Bu yıkımın suçlusu biziz, dilinizi konuşamayan ama sessiz kalmayı da bilmeyenleriz biz. Gemiyle gelmeyenleriz, toz kaldırıp kapılarınızı kirletenleriz, tel örgülerinizi kesenleriz. İşinizi elinizden almaya gelenleriz, bokunuzu temizlemeye talip olanlarız, gece gündüz demeden çalışmaya can atanlarız. O tertemiz sokaklarınızı yemek kokusuyla dolduranlarız, size hiç tanımadığınız şiddeti getirenleriz, size uyuşturucu taşıyanlarız, boyunlarından ve ayaklarından zincirlenmeye layık olanlarız; biz sizin için ölmeyi önemsemeyenleriz, başka türlüsü mümkün mü? Biz kim bilir neyi bekleyenleriz. Biz karayız, kısayız, kokarız, sinsiyiz, şişkoyuz, kansızız. Biz, barbarız.”