Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tartışmalar
Borges dozumu almaya devam ediyorum, yani işte beynimin kapasitesi yettiğince. Yazarın 30’lu yaşlarında kaleme aldığı; felsefeye, teolojiye, edebiyata dair denemelerini içeriyor Tartışmalar. Ben de 30’lu yaşlarımdayım ama Borges’in yazdıklarının önemli bir kısmını anlamakta güçlük çekiyorum, yani gerçekten gerizekalı ve çapsız hissetmek isterseniz Borges okumanızı fena halde öneririm.

Zevzeklik bir yana, yani gerçekten, insan 35’inde bunları nasıl yazabilir ya? Edebiyata dair olanları zevkle okudum ama fizik ve metafizik konularına girdiğinde kendimi ne kadar zorlarsam zorlayayım olmuyor. Fakat yine de okuyorum çünkü anlayabildiğim kadarının bile bana ne kadar çok şey kattığının farkındayım. Bir de tabii dili: karşımda oturmuş bana tatlı tatlı anlatıyor gibi hissediyorum ve bayılıyorum bu duyguya.

Don Kişot ve Dostoyevski edebiyatı üzerinden üsluba dair söylediği şeyler kafamda bir sürü pencere açtı, keza dönüp dolaşıp Walt Whitman’a gelmelerini ve tıpkı Julian Barnes gibi Flaubert’le takıntılı olmasını da ne çok sevdiğimi hatırladım. (Niye sevdiğim bütün adamlar bu kadar Flaubert seviyor?)
Kitabın sonunda yer alan ve verdiği bir dersin metni olan “Arjantinli Yazar ve Gelenek” başlıklı denemesi sanırım en sevdiğim oldu. Bir edebiyatın ulusal olması için yerel unsurlar taşıması şart mıdır sorusu üzerinden Shakespeare’e dek uzanarak şahane bir çerçeve çiziyor ve bir sürü ezberi nefis şekilde yerle bir ediyor. Bizim gibi hala Türkçe / Türk / Türkiye edebiyatı tartışmasına saplanıp kalmış bir ülkede tabii çok sonraki bir aşama bu ama yine de üzerine düşünülecek çok şey var şüphesiz.

Yine çok zor, yine çok güzel, yine çok Borges.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Salamina Askerleri
Bitti, sevdim. Ama beklentim çok yüksek olduğundan mıdır bilmem, 10 üstünden 10 diyemiyorum. Bizimki gibi yaraları bol bir ülke olan İspanya’nın en derin yaralarından biri olan iç savaş döneminden bir hikâye bu. Belgeselle kurgu karışımı, kitabın yazım sürecinin de esere dahil olur gibi olduğu (ama “bu kitaptaki yazar ben değilim” diyor bir yandan da Cercas) enteresan bir hibrit eser Salamina Askerleri. Yazar, yazarkenki çekincelerini de aktarıyor ve o çekincelerinde haklı olduğu kısımlar var bence, sanki biraz tutuk ilerliyor kitap. Ta ki yine kurgusal bir Bolaño’nun dahil olduğu son bölüme dek. Son bölüm bir şaheser. Miralles, bugüne dek okuduğum kitaplardaki en etkileyici karakterlerden biri – bana Cennetin Kökleri’ndeki Morel’i anımsattı bazı açılardan. Bu kitap falanjist Sanchez Mazas’tan çok olağanüstü Miralles’in öyküsü bence. Cercas’ın diğer eserlerini de okuyacağım mutlaka. Şu alıntı da ne tanıdık, ne üzücü, değil mi? “Bence uygar ülke, kimsenin politika ile zaman harcama gereksinimi hissetmediği yerdir.”
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tanrıların Bahçesi / Korfu Üçlemesi Üçüncü Kitap
Bitti üçleme. Bedenen İstanbul’da, zihnen ve ruhen tamamen Korfu’dayım, bir müddet de dönemem gibi. Üçüncü kitapta da ilk iki kitapta anlatmadığı türlü olayları anlatıyor Gerald Durrell ve yine, yine, yine olağanüstü komik - kahkahalar ata ata okudum.

Sahiden inanılmaz bir aile bu, iyi ki üçüncü kitabı da yazmış çünkü en eğlenceli olayların bazıları bu kitaptaydı, iki misafirlerini görünmez flamingo avına çıkartıp tutuklatmaları ve bu dev şakayı neredeyse tüm ada halkıyla kolektif şekilde sahnelemeleri, Kral’ın adayı ziyaret edeceği gün yaşanan bir dizi akılalmaz absürtlük, hayvanları koruma derneği kurmaya gelen bir kadını ağırlamaya geldikleri gün abi Leslie’nin evde baktıkları baykuş yavrularını doyurmak için serçe avlamaya karar vermesi ve kadının tepesine ölü serçe yağdırması, kabakulak kapan Kont misafirleri, pek tabii ki Gerry’nin eve doldurduğu bilumum yeni hayvanın yarattığı türlü krizler. Yani Durrell ailesi bildiğimiz gibi.

Bu arada bildiğimiz gibi demişken, internette türlü yazılar okudum, DURRELLLARIN KARANLIK SIRRI filan gibi böyle magazin içerikli yazılar, yok efendim anne Louisa aslında alkolikmiş de, kitaplara bu yokmuş da şuymuş buymuş. Bilmiyorum. Okuduklarımı ikna edici bulmadım, sanırım ikna olmak da istemedim. Hikâye bize bu biçimde anlatıldıysa, bu biçimiyle kalbime kabul etmek isterim, ettim de. Benim için Durrell ailesi bu neşeli, çılgın, tasasız, absürt aile olacak her zaman.

Bu arada kitabın bir yerinde anne Lawrence Durrell’ı uyarıyor “bunları anlatma misafirlere, tuhaf insanlar olduğumuzu sanacaklar” diye, Larry de dümdüz “e öyleyiz zaten anne” diyor, o kadar güldüm ki - öyleler sahiden. Ve muhtemelen öyle oldukları için Garry hayalperest ve tutkulu bir doğabilimci ve Larry de olduğu o muhteşem yazar olabilmiş zaten. İyi ki her şey bu şekilde vuku bulmuş.

Sevgili Korfu, sana muhakkak yolumu düşürüp sayfalar boyunca okuduğum kıyılarında yüzecek, zeytinliklerinin gölgesinde soluklanacak, dar sokaklarında kaybolacağım. Bu da sözüm olsun, tanışmamız artık şart çünkü.

Teşekkürler Durrellar, hayatımda nasıl bir yeriniz var bilemezsiniz.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çivisi Çıkmış Dünya & Uygarlıklarımız Tükendiğinde
Bitti bu arkadaş. Biraz dağınık bulmakla beraber sevdim. Özellikle yakın Ortadoğu tarihi anlattığı bölüm biraz Galeano’nun Latin Amerika’nın Kesik Damarları kitabını anımsattı, onun Ortadoğu versiyonu gibi, epey faydalı. (Ve ayrıca üniversitede aldığım Ortadoğu dersinde öğrendiklerimi ne kadar hatırlamadığımı da fark ettirdi, neyse…) Ben Maalouf’un edebiyat dışı bu tür eserlerini çok seviyorum. Dünyamızın, medeniyetimizin, kurumlarımızın gidişatıyla ilgili kafa yorma biçimini, gözlemlerini, çözümlemelerini ufuk açıcı buluyorum. Bana sorarsanız romanlarını anlamak için de iyi birer içgörü sunuyor bu eserleri. Dünyamızı kurtarmak için “geç kalındığını, ama çok geç kalınmadığını” söylüyor Maalouf. Körüklenen çatışmaları, kaşınan aidiyetleri, kutuplaşmaları böyle berrak şekilde görüp hala daha umutlu olabilmesine hayranlık duyuyorum. Ezcümle; Ortadoğu siyaseti dünyayı karıştırmaya, herkes olanı biteni anlamaya çalışırken kesinlikle okunulası bir kitap bu. Tavsiyedir. “Hepimiz bu tuhaf yüzyılın başlangıcında yaşıyoruz, bize düşen görev ‑bu konuda önceki kuşaklardan çok daha fazla olanağa sahibiz‑ bu kurtarma girişimine katkıda bulunmak; bunu da bilgelikle, bilinçle, ama aynı zamanda tutkuyla, hatta bazen de öfkeyle yapmalıyız. Evet, haklı olanların yaman öfkesiyle.”
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bakış
Birkaç hafta evvel Jessie Greengrass'ın "Issız Ev" kitabını okuyup çok etkilenmiştim, onun üzerine 2018'de Women's Fiction Prize uzun listesine kalan ve pek övülen ilk romanı "Bakış"ı da okuyayım dedim fakat bu sefer olmadı maalesef.

Bir kadının annelik sürecinde kendi annesini kaybetme deneyimini yeniden anlamlandırmasına dair bir monolog bu kitap; bir yandan psikanalist olan anneannesiyle ilişkisini de aktarıyor anlatıcı. Bunu yaparken de her bölüme bilim tarihinden meşhur bir kişinin öyküsünü katarak (W. Röntgen, S. Freud...) onların "keşif" perspektifleri ile anlatıcının iç keşifleri arasında paralellikler kuruyor. Teknik açıdan ilginç bir deneme olduğu şüphesiz, ancak bir ilk roman için biraz fazla iddialı ve hırslı bir girişim mi sanki?

Anlatıcının monoloğuna gelince: Yordu beni, çok yordu. Sonsuz uzunlukta cümleler, hepsi çok iyi düşünülmüş, çok çalışılmış, ince ince hesaplanmış hissi veren cümleler. Bazen kitaplar üzerlerinde fazla çalışılınca bu hale gelebiliyor, her şey çok iyi olsun, her kelime güzel, anlamlı olsun diye uğraşınca ortaya doğal akışkanlığını yitirmiş metinler çıkabiliyor. Sanırım burada da böyle olmuş. Greengrass'ın Issız Ev'i ne kadar akışkansa, bu da o kadar tutuktu bence. Kitabı Rachel Cusk metinlerine benzetenler olmuş, ben daha çok Claire-Louise Bennett'in Gölet'ine benzettim - aynı fazla çalışılmışlık, aynı zorlama. Oysaki sadelik bazen çok şey anlatır.

Hal böyle olunca içine girmekte, anlatıcının tarif ettiği dönüşümleri, kaygıları, devinimleri hissetmekte zorlandım. Üstelik anne-kız ilişkisi ve yas gibi kişisel olarak merakımı celbeden konularda yazılmış bir metin olmasına rağmen.

Son olarak şunu söyleyeyim, bence çevirinin elden geçmesi gerekiyor. Hem çok fazla düşük cümle var, hem de bu kitaptaki virgüllerin yarısı filan atılabilir. Issız Ev'i de aynı kişi çevirdiği için bu ne kadar çevirmenle ilgili bilmiyorum, belki virgül kalabalığı metnin orijinalinde de vardır ama neredeyse her özneden sonra konmuş virgüller yüzünden sürekli durmak zorunda kaldım, okuma deneyimim tüm ritmini yitirdi. Neyse, böyle. Greengrass henüz 40 yaşında ve bence bize sunacağı çok şey var daha ama Bakış onların en iyilerinden değil gibi.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Midland Oteli'nde Çay
Biraz uzun yazacağım, zira bu kitaba 10 üstünden 100 vermek istiyorum, öyle bir şey ‑ kendisini seveceğimi seziyordum ama bu kadar seveceğimi hiç düşünmemiştim. Şöyle demeli galiba; ışıl ışıl parlayan bir mücevhermiş meğerse David Constantine’in edebiyatı. Nasıl lezzetli, nasıl dokunaklı ‑ içime işledi. Her nedense yazarı Amerikalı diye kodlamışım kafamda; henüz ikinci öyküdeyken “bu kesinlikle bir Amerikalının yazabileceği bir şey değil” dedim (ırkçılık yapmak değil maksadım ama yani, Amerikan edebiyatı...), nitekim baktım ve öğrendim ki kendisi İngilizmiş tabii. Yalnızlığa, köksüzlüğe, aşka, yaşlılığa ve maalesef ölüme dair çok incelikli şeyler anlatıyor yazar. (Buradan sonrası epeyce kişisel olacak, kusura bakılmasın.) Son sayfalara doğru geldiğimde zaten içim iyice dolmuşken Yeats’in bir süredir köşe bucak kaçtığım “When You Are Old” şiirinden yaptığı alıntıyla beni epeyce ağlattı: “Kimbilir kaç kişi senin zarif hallerini sevdi / Kaç kişi güzelliğini sevdi / Belki gerçek aşkla; belki değil / Ama bir tek kişi seni sevdi / Bir tek kişi değişen yüzündeki hüznü sevdi.” Kalbimde o bir tek kişinin sesiyle duyduğum bu sözcüklere yazarın kendi cümleleriyle yanıt vereyim o halde: “Bazı geceler takımyıldızların en parlağı ve en belirgini kadar berraksın. Başka gecelerse silik soluk görünüyorsun, mesafenin rüzgarları delip geçiyor seni, suretin hâlâ iyi kötü seçilebilir durumda, ama yalnızca benim tarafımdan ve yalnızca, dağılıp parçalanırken bile bana bir şey hatırlattığı için.” İşte böyle.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İnsancıklar
Bir yazarın ilk kitabı bu kadar iyi olmamalı ya. Ama işte olabiliyor ve siz de o zaman Dostoyevski oluyorsunuz, ne diyeyim. Kısa ve akıcı bir kitap olduğuna bakmamalı, dikkatle okumalı, satır aralarını yakalamalı. Oldukça doğrudan yazılmış gibi gözüken mektuplardan oluşuyor roman ancak mektupların yarım, sıradan görünümlü kimi cümleleri karakterlere, hikâyenin arka planına ve tabii dönemin toplumsal koşullarına dair çok şey söylüyor. Yoksullukta yoksunluğu çekilen şeylerin başında gurur ve haysiyetin de yer aldığını, onu kaybetmenin de yoksulluğa ne kadar içkin olduğunu, bunun insan ruhuna neler yapabileceğini çok etkileyici biçimde anlatıyor Dostoyevski. Bir büyük yazarın doğuşuna şahitlik etmek de ayrıca heyecan verici. "Geçen gün Yamelya anlattı, bir yerde para toplamışlar onun için. Ama öyle olmuş ki, adamcağızı her kapik için denetlemişler adeta. Parayı boşuna verdiklerinden kuşkulandıkları için mi yapmışlar bunu, yoo... yoksul bir insan seyretmenin ücretiydi verdikleri."
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Marcel Proust ya da Bir Roman Yaratmak
Bir yazara kendini böyle adamak, onunla böyle hemhâl olmak ne güzel bir şey ya; Mehmet Rifat’ın Proust’la ilişkisini kıskanmadım diyemem. “Artık bunları hızlıca bir tararım, baştan sona okumam” diyordum ama öyle olamadı, özellikle “Marcel Proust ya da Bir Roman Yaratmak”a bayıldım, enfes bir toparlama olmuş: tam bir Proust el kitabı gibi. Otantik snoplar, Kayıp Zamanın İzinde’deki karakterlerin analizlerini de içeren detaylı bir dizin gibi; zaman zaman hem geri dönmek ve hatırlamak, hem de karakterlerle ilgili düşünmek için okunabilir. Ruhların İletişimi ise özellikle Proust’un eserlerinde müziğin nasıl bir rol oynadığını anlamak isteyenler için nefis bir kaynak.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Otantik Snoplar & Marcel Proust'un Roman Karakterleri
Bir yazara kendini böyle adamak, onunla böyle hemhâl olmak ne güzel bir şey ya; Mehmet Rifat’ın Proust’la ilişkisini kıskanmadım diyemem. “Artık bunları hızlıca bir tararım, baştan sona okumam” diyordum ama öyle olamadı, özellikle “Marcel Proust ya da Bir Roman Yaratmak”a bayıldım, enfes bir toparlama olmuş: tam bir Proust el kitabı gibi. Otantik snoplar, Kayıp Zamanın İzinde’deki karakterlerin analizlerini de içeren detaylı bir dizin gibi; zaman zaman hem geri dönmek ve hatırlamak, hem de karakterlerle ilgili düşünmek için okunabilir. Ruhların İletişimi ise özellikle Proust’un eserlerinde müziğin nasıl bir rol oynadığını anlamak isteyenler için nefis bir kaynak.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
12 Mayıs 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ruhların İletişimi & Proust ve Müzik
Bir yazara kendini böyle adamak, onunla böyle hemhâl olmak ne güzel bir şey ya; Mehmet Rifat’ın Proust’la ilişkisini kıskanmadım diyemem. “Artık bunları hızlıca bir tararım, baştan sona okumam” diyordum ama öyle olamadı, özellikle “Marcel Proust ya da Bir Roman Yaratmak”a bayıldım, enfes bir toparlama olmuş: tam bir Proust el kitabı gibi. Otantik snoplar, Kayıp Zamanın İzinde’deki karakterlerin analizlerini de içeren detaylı bir dizin gibi; zaman zaman hem geri dönmek ve hatırlamak, hem de karakterlerle ilgili düşünmek için okunabilir. Ruhların İletişimi ise özellikle Proust’un eserlerinde müziğin nasıl bir rol oynadığını anlamak isteyenler için nefis bir kaynak.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir