Mutlu Yurttaş İmalatı
Bayıldım, bayıldım! Bildiğiniz gibi nadiren kurgu dışı metin okuyorum, o nedenle tatmin edeceğine emin olduklarıma girişiyorum, burada da öyle oldu: Edgar Cabanas ve Eva Illouz'un "Mutlu Yurttaş İmalatı: Mutluluk Endüstrisi Hayatımızı Nasıl Kontrol Ediyor?" kitabı muazzam. Bu senenin başında okuyup çok sevdiğim Byung-Chul Han kitabı Palyatif Toplum & Günümüzde Acı'nın tamamlayıcısı gibi, ikisini beraber okumalı belki.
Benim kişisel gelişim kitaplarıyla, yaşam gurularıyla, durmaksızın öğütlenen toksik pozitiflikle derdimi az çok biliyorsunuz. Tamamen içgüdüsel bir şekilde bu öğretilerin çok problemli olduğunu sezip uzak durdum hep, bu kitap hem bu sezgimin altında yatan sebepleri temellendirmemi sağladı, hem de konuya bambaşka bir eksen kattı: hiç düşünmediğim kâr ve neoliberalizm ekseni.
Bu endüstriden elde edilen kârdan bahsetmiyorum, mutluluğun metalaşıp ticarileşmesi elbette birilerinin para kazanmasını sağlıyor, onu biliyoruz. Fakat bu aşırı bireyci "mutluluk sizin içinizde, yeterince çabalarsanız onu bulabilirsiniz, hadi şükredin, çalışın"cı "pozitif psikoloji"nin neoliberal düzene bu kadar katkı sunduğunun, devletlerin sorumluluk alanını bunca daraltıp işini kolaylaştırdığının farkında değildim. Gerçek bir eşitlik yerine fırsat eşitliği sunarak meseleden sıyrılabileceğini sanan neoliberalizmin tam aradığı şey sahiden bu "pozitif psikoloji". Devlet sosyal adaleti sağlamak, vatandaşına belirli bir refah düzeyi sunmak zorunda değil, çünkü bu aşırı bireyci pozitif psikoloji durmadan diyor ki; mutluluk koşullardan bağımsız olarak sizin içinizde! Siz "manifest" edin, isteyin, asla yılmayın, umut edin, hırs yapın, evren size istediğinizi verir!
Evren gibi soyut bir şeye seslenip dururken, gayet somut muhatabımız olan devletten veya işverenlerimizden hak ve adalet talep etmeyi ihmal ettiğimizin ne kadar farkındayız? Mutluluk sanki hiç ideolojik bir şey değilmiş gibi paketleniyor ve biz zavallı bireyler mutlu olmayışımızdan ötürü kendimizi suçlayıp duruyoruz. Sistemin bunca işine gelen bir şey olabilir mi?
Yazacak çok şeyim var ama susuyorum, siz okuyun. Kabus gibi bizi kuşatan mutluluk endüstrisinin farkına varmamız için enfes ve çok ufuk açıcı bir rehber.