İnsanlığın, Kapitalizm Sonrası Dünyadaki Geleceği
Kapitalizmle sorunları olan bir iktisatçının yazdıkları ilginizi çekiyorsa Peter Fleming tam da ihtiyaca uygun, günlük arkadaş sohbeti kıvamında bir kitap yazmış. Normalde iktisat konulu kitaplar, bu konuda uzmanlığı olmayanlar için sıkıcı gelebilir. Bu eserde durum farklı: Teoriye boğulmadan ve fazla uzatmadan, anlatılmak istenenler, 100 sayfada anlatılmış.
Eser, bir kişisel gelişim kitabı değil! Daha çok yazarın, kapitalizmin sunduğu ortamda, “yükselen pis kokulu gelecekler arasında dolaşırken” kendince faydalı bulduğu bazı ipuçlarını bir araya getirdiği bir eser.
Kitabın büyük bir kısmı, Haziran 2018’de Sydney’de kaleme alınmış. Fleming, modern çağın göçmen akademisyenlerinden. Kitabın içinde buna dair çokça izlere rastlamak mümkün.
Kitapta neler anlatılıyor?
Tüketim çılgınlığı, almış başını gidiyor. Araştırmalar, mevcut küresel tüketim oranımızı gelecekte de sürdürebilmemiz için 1,5 dünya gezegeninin gerekeceğini, bu oranın ABD için 4, İngiltere için 2,5 dünyaya tekabül ettiğini gösteriyor. Yazara göre, küresel ekonomiyi yönetenler, empati, suçluluk hissi ve vicdan denen şeylerden tamamen mahrum görünüyorlar. Doğru fiyata ninenizi bile seve seve ezip geçecek nakit-robotlarından çok farkları yok (...)
Bu iç karartıcı duruma iki önemli nedenle düştük: 1980’lerden beri, teknokratik iktidar yapısı, tüm dengeleyici güçleri kasten bastırmaya çalışıyor. Diğer yandan, piyasa neoliberalizmi modernlik sürecinin kendisini gasbetti. (s. 19)
Yazar, neoliberal dogmaya olan sarsılmaz sadakati açıklamanın yollarından birini, onun tarikatvâri bir nitelik taşıması fikriyle ele alıyor. Gelir dağılımındaki adaletsizlik, yüksek faizli konut kredilerinde patlama, kemer sıktıkça düşen üretkenlik, piyasalara hükmeden tembel tekeller ve daha nice olumsuzluklara rağmen ateşli serbest piyasa fanatikleri, bir türlü inançlarını yitirmiyor. Neoliberalizm tarikatından kurtulmak için izlenecek yollar elbette var ama bu noktada yazar, Cultwatch’a atıf yapıyor: “Firar asla bireysel bir eylem olamaz. Cemaatin kirletemediği yakın müttefiklere bağlıdır. Çünkü ancak daimi bir dayanışma bir çıkış yolu sunabilir. Fakat yol üstündeki tuzaklara karşı insanın dikkatli olması şarttır. Büyük bir filozofun da zamanında gözlemlediği gibi, çıkış yolu kapıdan geçer... ancak yine de çok az insan bu yöntemi kullanır.” (s. 45)
Eserde, robot teknolojisinde yaşanan gelişmelerin ekonomiye ve istihdama etkileri, ofis ortamında çok çalışmanın ve eve iş getirmenin muhtemel zararları, “Sayko-Dadı” rolüne bürünen devletin göçmenlere uygulanan şiddette olduğu gibi içerde ve dışarda pervasızca güç uygulayan bir aygıta dönüşmesi, insanoğlunun doğayla ilişkisinin dibe vuran boyutlara varması, eko-sistemin bozulması, yapay zekanın ve diğer teknolojik gelişmelerin insanlığa muhtemel etkileri farklı boyutlarıyla tartışılmış.
Son kısımda, yazarın, bilinen bazı kavramları kendince tanımladığı ve yorumladığı bir "Sözlükçe" yer alıyor. Burada, yerine göre mizahlaştırılmış ifadelere de rastlamak mümkün. Mesela, vergiden kaçınma için şöyle denilmiş: “Şirketlerin ve zengin plütokratların bizim ödemek zorunda olduğumuz vergilerden paçayı kurtarma yöntemi; gelir eşitsizliğini modern çağda eşi benzeri görülmemiş seviyelere çıkarma mekanizması; kamusal alanı nakit paradan mahrum bırakma yöntemi; dünyanın sonu yaklaşırken açgözlülüğün aldığı hâl.” (s. 114)
Yazarın, öngörülerinin ve önerilerinin isabetli olup olmadığını ise zaman gösterecek.
İyi okumalar!