Toplam yorum: 3.085.615
Bu ayki yorum: 5.300

E-Dergi

birazleyla Tarafından Yapılan Yorumlar

02.05.2024

Romanımız seküler bir ressam olan Tamer’in, işsizlik belasına bir Tekke’nin duvar süsleri işine el atması ve tekkede tanıştıklarıyla/yaşadıklarıyla kendi hayatının medcezirini anlatıyor.
Ruhu biraz karanlık bir eser. Akışı festival filmi tadında, ilgilisine akışkan. Kattıklarıyla, aldıklarıyla, altını çizdirdikleri bir solukta geçiştirdikleriyle YKY’nın gri romanlarından biri diyebilirim.
Yazarın “Gemide Yer Yok” Romanı Yunus Nadi ödülü almış. Belki daha sıcak bir başlangıç için okumaya oradan başlanabilir.
04.10.2021

Ayfer Tunç şöyledir, bir kitapta heyecanlı bir hava varsa okuyucu heyecan içinde dolaşır eğer kitapta kasvet, küf, göçük varsa, hikaye bunu gerektiriyorsa okuyucuya karalar bağlatır. Bu sebeple Dünya Ağrısı kitabı insanın içini çürütür cinstedir. İşte Kapak Kızı’nda da böyle bir kasvet hakim. Ben bu koyu duygu geçişlerinden de bir tat aldığım için okurken negatife düşmüyorum fakat genelde bu histen hoşlanılmadığını da görüyorum. Kasvetli bir olayı okurken bunalmaktan keyif alabilen, bunalma hissi içinden sıkıntıyı elimine edebilenler buyursun. Çok okunurluk için vülgarize edilmiş metinlerdense okuyucusunu bulacak bu tarzı her daim destekliyorum.
Nihayetinde, daha yavaş/durağan bir kitap olmakla birlikte hoştu...
04.10.2021

Her şey “İvan İlyiç ölmüş!” diye başlıyor… Sonrası bir ölüm ardından rabarba. Planlar, beklentiler, nasıllar, nedenler.
Tolstoy bu kısacık öyküsünde bir ölünün yakın çevresinde yol açtığı düşüncelere (“Ah! Her an benim de başıma gelebilir! Ama neyse ki İvan İlyiç’in başına geldi!”) ve hastalık sürecinde kendi zihninde dönen “ölümle yüzleşme” serüvenine (“Şimdi buradayım, az sonra orada olacağım. İyi de orası neresi?”) yer veriyor.
Lev Tolstoy’dan beklenir bir dille yaşamın amacını ve ölümün hakikatini tefekkür etmeye başlayabilirsiniz…
21.05.2021

Açıkçası Canım, Umurumda Değil

Bu orijinal adını Rüzgar Gibi Geçti filminin sonunda Rhett’in yıllardır sevdiği kadını terk ederken söylediği cümleden alan (“Frankly my dear, ı don’t give a damn”) kitabımız, yazarı Aslı Kotaman’ın ikinci deneme türündeki eseri. (İlk kitabı “Zihin Koleksiyoncusu”)
Kitabı okurken bir çeşit sanat sürmenajı yaşadım fakat iyi geldi. Özellikle Sinema/Edebiyat/Resim alanlarına ilgi duyduğu ve bu çerçevede bilgisini paylaşmaktan keyif aldığı her cümlesinde aşikar olan bir yazar okuyoruz. Okurken de birçok tavsiye film/dizi/kitapla ve bol spoilerla karşılaşıyoruz ki tesadüf olmasa gerek kitabın ilk yazılarından biri özetle “Spoiler kötü değildir” İçeriği bolca sosyal medya/görsel iletişim ve genel manada iletişim üzerine analizler sunuyor.
Bilmediğim bilgilerle karşılaştığım ve bundan hoşlandığım için ben okumaktan keyif aldım.
07.05.2021

Osman Kapak Kızı ve Yeşil Peri Gecesi romanlarının devam kitabı, hikayeyi diğer karakterin gözünden anlatan bir roman. İlk Yeşil Peri Gecesi ile ile tanışmıştım Tunç’la aynı zevk ve akıcılıkla okudum. Ona göre süslü edebiyatı daha azdı ama o duyguyu geçirmesi karakteri iliklerine kadar hissettirmesi aynı.
O kadar empatik o kadar çok yönlü bir karakter dökümü var ki Osman’ın o snop tavrına, o gamsız-geleceksiz hâline bile makul yaklaşabiliyor onu anlayabiliyorsunuz.
Ayfer Tunç demek bir karakteri iliği kemiğiyle okuruna geçiren yazar demek bana göre, onu her okuduğumda 2-3 kişiyle tanışmış gibi oluyorum. Yine çok başarılıydı. Zevkle okudum.