Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
keif Tarafından Yapılan Yorumlar
Yazarın "Tavşan" serisinden "Tavşan Kaç" adlı eserini okumuş ve Amerikan toplumuna, aslında yerleşik düzende kurallarıyala yaşayan tüm toplumlara yöneltilen eleştirileri hoşuma gitmişti.
Bu da başka bir seri. Ancak anlaşılan o ki, bu yazarın da tek tük kitapları basılmış, serilere gidilmemiş. Tabii bu bir eksiklik.
Yazarın Milliyet Yayınları 1973 Kasım baskısı bir romanı var elimde. 1973 Nobel Ödülünü almasına sebep olan roman olarak lanse edilmiş. Ancak hayatımda rasladığım en kötü, en amatörce, en duygusuzca ve en dikkatsiz yapılmış tercümesinin sonucu, hadi Türkçeye çeviremeyen kişinin adını da verelim, Kemal Vardarlı, romandan hiç bir şey anlamadım. Romanın adı Teyzemin Hikayesi.
Çevirmenlerin işlerini çok daha özenerek ve titizlenerek yapmaları gerekir.
Umarım yazarın bu romanı da berbat edilmemiştir.
Biraz inanılmaz görünmekle beraber elimdeki kitap 1973 baskısı, Varlık Yayınlarından çıkmış. Daha inanılmaz geleni (unuttuk ta ondan/lükse alışmak ne kolay) kitabın sayfalarını bıçakla ilk olarak benim ayırmam.
Kitaba gelince vurucu düşünce 235 sayfalık kitabın 171'inci sayfasında yazar tarafından verilmiş. İnsanlarda beğendiğimiz güzel huyların; iyilik, cömertlik, açıkkalplilik, dürüst ve anlayışlı oluş ve hassasiyetin, toplum düzenimizde başarısızlığın dostları olduğu. Buna karşılık olarak ta şiddetle eleştirip, beğenmediğimiz sertlik, ihtiras, kazanç hırsı, aşağılık bencillik ve maceraperestliğin de başarıyı, şöhreti sağlayan etkenler olduğu.
Bir okur olarak ben ne ekleyebilirim?
İyi sandığımız gerçekten iyi olmayabilir. Kötü sandığımız da gerçekten kötü olmayabilir. Nereden durup olaya baktığınız çok şey fark ettirir.
İki yazar kızkardeşin, ağabeylerinin ve aynı evde yaşayıp aynı babaya sahip oldukları için kendilerinin de paylaştıkları dramı, birbirlerinden habersiz, hem de aynı zamanda yazıp yayınlamaları ilgimi çekmişti bu kitabı seçerken.
Lübnan'ın yaşadığı felaketlerin fonda aktarıldığı bu romanda esas olarak bir babanın evladını reddetmesi, onu yok etmeğe çalışması esas tema. Bir baba bu kadar mı nefret edebilir kendi öz evladından? Bu soruya cevaplar bulunmağa çalışılıyor, ama hepsi de eğreti. Ömrünün 10 yılını bir baba yüzünden akılhastanesinde geçirmek ne demek? Burada gerçek akıl hastasının hiç mazeretsiz olarak baba olduğunu düşünüyorum. Neylersiniz ki, bu bir roman değil, biyografik bir kitap. Bizim ne düşündüğümüz ya da hissettiğimizin hiçbir hükmü yok burada.
1997 yılından, yani hemen hemen Radikal gazetesinin çıkmaya başladığı günlerden beri Perihan Mağden'i okurum. Köşe yazılarının derlendiği bu kitap, ucuz olduğundan herkesin ulaşabilmesini de göz önünde bulundurursak, hayatın içinde, kendine dayatılanların dayatma olduğunu dahi anlayamayan kişiler için faydalı olacaktır. Ancak şunu eklemezsek, bazı okurlar yanlış düşüncelere kapılabilirler; Mağden okumak bir tecrübe işidir. Onun diline alışmak, onu doğru çözümlemek gerekir. Yanlış bildiğinden değil de eleştirdiğinden ve öyle istediğinden dilimizi bu şekilde kullanmaktadır. Bu da bir bakış, bir duruştur.