Toplam yorum: 3.284.714
Bu ayki yorum: 6.220
E-Dergi
Aziz Özkan Tarafından Yapılan Yorumlar
Sonlara doğru şiddeti giderek artan yoğun bir duygu seliyle yüreği olan herkesi derinden etkileyecek nitelikte bir eser. Hatta sadece bir eser değil, bir "magnum opus" bu kitap. Sadece kısaltılmış metinlerle yetinilmemeli, tam metni mutlaka okunmalı. Ben sayfaları kırpılarak hazırlanmış bu baskıyı bitirirken başka bir sefer tam metnini okuyacağıma dair kendi kendime söz verdim. Çünkü bazı olaylar arasında kopukluklar sezdim bu baskıyı okurken. Tam metin okunmayı bekliyor. Böylesine büyük bir yazarın, Fransa'nın gelmiş geçmiş en büyük aydınına bir vefa borcu olarak mutlaka tam metni okunmalı. Sonlarına doğru romantizmin ve coşkunun sular seller gibi aktığı bu roman edebiyatın zirvesinden okurları selamlıyor.
Arap Baharı'nda dönen dolapları anlatan saygıdeğer, kapsamlı ve titiz bir çalışma. Banu Avar, kimin elinin kimin cebinde olduğunun belli olmadığı olaylar silsilesinde Arap halklarının ülke ülke nasıl dolduruşa getirildiğini, kimlerin bu kalkışmalarda parmağı olduğunu kanıtlı ve detaylı bir şekilde anlatıyor. Amaç hâlâ aynı, gerçi zaten hiç değişmemişti: Böl, parçala ve yönet. Küresel çakal ve vahşet çetesi, diktatörleri devirmek bahanesiyle ülkelerin yer altı kaynaklarından pay kapmak yarışındalar. En çok da Libya için üzüleceksiniz, benden söylemesi. Kaddafi'nin halkı için yaptıklarından sonra devrilmesi, küresel tilki ve çakalların kendine zararı dokunduğunda kimsenin gözünün yaşına bakmadığının açık bir kanıtı olarak önünüzde duracak.
Şeytan, yeryüzünde bir insanı öldürüp bedenine girdikten sonra insanların arasına karışır. İnsan olma serüveni, onu hayal bile edemeyeceği bir noktaya sürükleyecektir. Şeytan kendi şeytanlığının insandaki şeytanlığın yanında devede kulak kaldığını öğrenecektir. Hele kitabın bitiş çizgisinin hemen berisinde yer alan paragraf şeytanın gözlerini yaşartacak kadar derin bir anlam içermektedir. Cehennemden sıkılıp oyun oynamak için yeryüzüne inen Şeytan'ın, insanın yapıp ettikleri karşısında ağzı açık kalacaktır.
"Şeytan'ın Günlüğü", insanın içindeki kötücül ruhu tam olarak kavrayıp edebî bir formata dönüştüren bir yazarın kaleminden çıkan anlam yüklü, şaşırtıcı, mizahi tarafı da olan bir yapıt. Leonid Andreyev'in akıcı, düşündürücü ve eğlenceli üslubu okuru kısa zamanda kendine çekiyor.
Sade, kafasındaki bütün iğrençlikleri bu kitaba kusmuş. Bütün rezilliklerine rağmen "Yatak Odasında Felsefe" kitabında en azından felsefe vardı, burada o da yok. Yarısına kadar geldim ve tıkandım. Sonlarını okuyayım dedim, orası daha beter. Yok onu kesti, yok şunu biçti... Bu kitaptan övgüyle bahsedenlerin aklından zoru olmalı. İnsanı hayvandan da beter gören bir anlayışın hüküm sürdüğü bu romanın takdir edilecek hiçbir tarafı yok. Ama Sade idolünüzse bir şey diyemem. Öyleyse size Sade'lı günler dilerim.
Türk dili üzerine deneme tadında yazılardan oluşan güzel bir kitap. Dili özenli ve düzgün kullanmaya karşı hassasiyeti olanlar, Türkçe üzerine titreyenler, neyin doğru ve neyin yanlış olduğunu öğrenmek isteyenler, yıllarını Türkçenin doğru kullanılması mücadelesine veren Kemal Ateş'in üzerinde durduğu meseleleri merak edenler için "Kendi Diliyle Kavrulmak" tam bir başucu kitabı.(Başucu diye yazınca TDK'nin (TDK'nın değil!) nasıl yazdığını merak ettim. Başucu ve "baş ucu" olarak da iki farklı şekilde yazıldığını gördüm. Dil Derneği tek "başucu" olarak bitişik yazmış. Başucu biçiminde yazmayı uygun buluyorum. Dolayısıyla dil bahsi öyle kolay kolay bitecekmiş gibi görünmüyor azizim.)