Sanat ve Siyaset Konuşmaları
Bu kitabı ilk duyduğumda çok heyecanlanmıştım, beklentimin büyük ölçüde karşılandığını söyleyebilirim. İki farklı milletten, iki farklı kuşaktan iki sanatçının üretimlerinin ortak temaları üzerine derinlikli sohbetlerine ortak olmak ne güzel. Büyük İngiliz sinemacı Ken Loach ile, Fransız genç yazar Edouard Louis'in karşılıklı konuşmalarının kitaplaştırılmış hali bu.
Louis, malum, Avrupalı genç yazarlar arasında en dikkat çekenlerden biri - ki kendisine gösterilen teveccüh boşa değil. Özkurmaca eserleriyle tanıdığımız yazar, eserlerinde sosyal adaletsizlikten ayrımcılığa, aileye içkin şiddetten kadın ve lgbti meselesine; kangren olmuş bir sürü mevzuyu çok ustalıklı biçimde didikliyor. Ken Loach'u anlatmaya gerek var mı bilmiyorum, yaşayan en büyük yönetmenlerden biri şüphesiz. Geçtiğimiz sene izlediğimiz The Old Oak filmi ile sinemaya veda ettiğini açıkladı maalesef, ama sinema tarihine bıraktığı izler kolay kolay silinmeyecek. Şunu yazarken bile duygulanıyorum ya; canım Ken Loach, 50 senedir vicdanın sesi olarak dimdik duruyor orada.
Neyse, bu ikilinin sanat ve siyaset üzerine konuşmalarını okuyoruz ama siyaset kısmı sanattan daha ağır basıyor metinde, eh, sonuçta her şey politiktir, değil mi? Birbirlerinin kitaplarına ve filmlerine referans vererek ve kendi ailelerinin öykülerinden yola çıkarak (Louis'nin fabrika işçisi babası, Loach'un içinde büyüdüğü madenci topluluk) neoliberalizmle beraber gitgide küçülen devletin insanların hayatına nasıl etkileri olduğunu; solun, sistemin ürettiği korkunç adaletsizlik karşısında neden ve nasıl bu kadar etkisiz kaldığını, sinemanın ve edebiyatın bu gidişata karşı neler yapabileceğini tartışıyorlar.
Tartışma güzel, ufuk açıcı, ancak doyurucu mu emin değilim. Orijinali bir sohbet olduğu için haliyle bazı konulara yüzeyden yaklaşıyor ve fazla derinine inemiyorlar, ama epeyce düşünce malzemesi sundukları muhakkak. Her durumda, bambaşka geçmişlere sahip, bambaşka alanlarda üretim yapan ancak benzer meseleleri dert edinmiş iki sanatçının sohbetini okumak pek güzeldi.
Bir son not da Tellekt'e: kendileri iyi ki varlar. Bu tür metinleri bulup çıkarmalarını, basmalarını, bizimle buluşturmalarını çok seviyorum.