Onaylı Yorumlar

Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çok hoş, akıcı ve yer yer gülümseten bir dili var; okurken hiç sıkılmadım. Hüseyin Rahmi’nin o tanıdık üslubu, insanı yormadan içine çekiyor.

Hikâye, yaklaşık 115 yıl önce, Halley Kuyruklu Yıldızı’nın dünyaya çarpacağına inanılan bir dönemde geçiyor. O günlerin korkuları, söylentileri ve batıl inanışları üzerinden kurgulanan olaylar, bugünden bakınca hem ironik hem de düşündürücü geliyor.

Asıl güzel olan ise şu: Zaman değişse de insanın panik hâli, söylentiye kapılması ve akıl–hurafe arasında gidip gelmesi pek değişmiyor. Keyifli, hafif ama altı dolu bir okuma arayanlara gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
“Soğuk Deri” ister distopik, ister fantastik, isterseniz gerçeküstü bir roman sınıfında değerlendirilsin, çok farklı ve etkileyici bir roman. İrlanda’nın İngiltereye karşı verdiği özgürlük mücadelesi ile hikayesine başlayan Katalan Pinol, kısa ve abartısız cümlelerle çok çarpıcı bir anlatımı seçmiş. Dili gibi mizahi yönü de okuru heyecan ve gerilim yönünden kitapta boşluğa düşürmüyor. İnsanların hayvanlara bakışı, kadın erkek ilişkisi, toplumdan yalnızlığa kaçış gibi genelleşmiş konularda sorgulamalar yaparken, şartların bir insanın en eleştirdiği hatta düşmanı bile olan kişiye dönüştürmesini nefis bir kurguyla ortaya koyuyor. Karel Capek’in “Semenderlerle Savaş” adlı distopik romanı ile ortak yönü uyarıda bulunmaktır. Capek gelmekte olan Hitler faşizmine karşı uyarıda bulunurken Pinol mevcut “ötekileştirme” tehlikesine karşı uyarıda bulunmuştur. Oldukça beğendim, gerçekçi romanları sevenlerin bile okumasını öneririm.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
03 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Cumhuriyetin ilanından günümüzde değin ülkemizin yaşadığı sosyal sorunlara bakıldığında, köyden şehre göçün ve çarpık şehirleşmenin çok önemli bir basamak olduğu görülür. Hatta dönemimizde yaşanılan sosyal travmaların birçoğunun kökeninde bu dönemin izlerini görmek mümkündür. Bir dönem derme çatma evlerde yaşam mücadelesi veren insanların kendine has tavırları ise adeta şehirle köy arasında kalmış bir kimliğin var olma çabasıdır. Sosyologların tahlile zorlandığı bu dönem insanının en iyi tasviri ise romanlarda ve hikayelerde görülür. Bu dönemde yazılan eserler güçlü edebi kimlikleriyle yerine göre sosyopsikolojik raporlara dönüşebilir. Kemal Ateş, zamana ses veren öyküleriyle şehre göçün son duraklarını anlatısının merkezine alır. Yani arıdan ziyade kovana yönelen bu anlatım fikir edinmeyi kolaylaştırdığı gibi umut ekmeğini çiğneyenlerin hayatını çok iyi yansıtır. İnsan edebiyatla kendini izah ederken habitatına da renk verir. Ateş’in öykülerinde farklı sosyal renkleri görmek olasıdır.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu yazarın bu serisi zaten güzel. Bu kitap çok daha güzel olmuş. Mafalda bir yandan yeni "en iyi arkadaşı" Moony ile vakit geçirirken bir yandan da erkek arkadaşı Filippo'nun kıskançlığıyla uğraşmak zorunda. Diğer yandan ise kitabını bitirmek ve "Yapmak İstediğim Şeyler" listesini tamamlamak istiyor. Bunların hepsini aynı anda yapmak tabi ki zor ama Mafalda zorlukların üstesinden gelmeyi öğrenmiş. Serinin devam etmesini çok istiyorduk ve bu kitabı görür görmez aldık. Keşke devamı gelse. Herkese öneririm.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ülkemizde; Hristiyanlık konusunda yapılan bilimsel çalışmalar oldukça sınırlı. Bu kadar fazla ilahiyat fakültesi olmasına rağmen dinler tarihi bölümünden pek bir çalışma çıkmıyor maalesef. Türkiye de bu işle ilgilenenlerin sayısı oldukça az. Bir elin parmağını geçmiyor maalesef. Şinasi Gündüz hoca, Zafer Duygu, Mahmut Aydın ve Mehmet Bayraktar gibi isimler mevcut. Tabi rahmetli Aytunç Altındal’ı unutmamak gerekir. Konu ile alakalı bilimsel çalışmalar oldukça sınırlı olduğu için kaynak bulup konuyu dört başı mamur bir şekilde öğrenemiyoruz.
Aynı şey tercüme ve yayın faaliyetleri açısından da bu şekilde. Çevrilmeyi ve yayınlanmayı bekleyen bir çok dilde yazılmış binlerce eser var ama maalesef bu da yok. Eğer İngilizce okuyabiliyorsanız o zaman sorun yok tabi.
Kitabı okudum ve çok istifade ettim. Benim için Pavlus konusuna bir giriş oldu diyebilirim. Tabi sadece Pavlus değil, kitaptan ilk dönem Hristiyanlık hakkında da bir çok şey öğreniyorsunuz.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tarihi Yüzeysellikten Kurtarmak
Bazı kitaplar vardır, sana yeni bilgiler öğretmekten çok, bildiğini sandığın şeyleri sorgulatır. İlber Ortaylı’nın Osmanlı’yı Yeniden Keşfetmek kitabı tam olarak böyle bir kitap. Okurken sık sık “Bunu hiç böyle düşünmemiştim” dedim. Okulda anlatılanlar, okuduklarım, izlediklerim… Hepsi kafamda az çok bir Osmanlı resmi oluşturmuştu. Ama Osmanlı’yı Yeniden Keşfetmek ilerledikçe fark ettim ki, ben Osmanlı’yı değil, Osmanlı hakkında oluşmuş kalıpları biliyormuşum. İlber Ortaylı da bu kitapta bana yeni bilgiler yağdırmadı aslında. Daha çok durup durup şunu düşündürdü: “Ben bu bilgiyi nereden biliyorum ve ne kadar doğru?”

Osmanlı’yı baştan sona anlatan bir tarih kitabı değil. İlber Ortaylı, büyük olaylardan çok yapıları ve zihniyetleri anlatmayı tercih ediyor. Osmanlı’nın bir “saray devleti”nden ibaret olmadığını anlatıyor. Eğitim sistemi, Enderun, şehir kültürü, İstanbul’un çok katmanlı yapısı ve devlet geleneğini, kısa ama yoğun bölümlerle ele alıyor. Bu da kitabı, klasik “padişahlar ve savaşlar” anlatısından ayırıyor. Ne padişahların uzun uzun sıralandığı bir kronoloji var ne de savaş tarihleriyle dolu sayfalar. İlber Ortaylı, Osmanlı’nın ne yalnızca idealize edilecek bir “altın çağ” ne de toptan reddedilecek bir “geri kalmışlık” hikayesi olduğunu vurguluyor. Derin akademik tartışmalar sunmak yerine araştırmaya ve düşünmeye sevk eden ‘’biraz daha anlatsaydı’’ hissi uyandırıyor. Ortaylı’ya göre asıl sorun, Osmanlı’yı bugünün kavramlarıyla anlamaya çalışmak. Bu nedenle eser, tarih anlatmaktan çok tarih okuma bilinci kazandırmayı amaçlıyor.

İlber Ortaylı’nın üslubu her zamanki gibi net ve biraz da sert. Yanlış bilgilere karşı tahammülü yok ve bunu açıkça hissettiriyor. Kitabın en sevdiğim yanı, Osmanlı’yı tek bir kalıba sokmaması. Ne aşırı öven bir dil var ne de küçümseyen bir yaklaşımı. Osmanlı’yı kendi şartları içinde anlatmaya çalışıyor. Okurken bir ders kitabı okuyormuş gibi hissetmiyorsun; daha çok, bilgili birinin sana “Bak, bunu da bil” dediğini düşünüyorsun. Kitabı bitirdiğimde Osmanlı’yı “daha çok sevmiş” ya da “daha az sevmiş” olmadım. Ama kesinlikle daha doğru bir yerden bakmaya başladım. “Her şeyi öğrendim” demedim. Hatta tam tersine, daha çok şey okumam gerektiğini hissettim. Ama bu bir eksiklik de değil. Çünkü kitap bana kalıplaşmış cevaplar verip, öyle kabul etmek yerine tarih üzerine doğru soruları sormayı öğretti. Bence kitabın asıl başarısı da burada. Tabii kitap herkese aynı şeyi vaat etmiyor. Eğer Osmanlı’yı çok detaylı, akademik ve derin analizlerle okumak istiyorsan bu kitap seni tam doyurmayabilir. Ama Osmanlı hakkında doğru bir çerçeve çizmek, kafandaki yanlışları ayıklamak istiyorsan oldukça iyi bir durak.

Kısacası Osmanlı’yı Yeniden Keşfetmek, Osmanlı’yı anlatan bir kitap değil; Osmanlı’ya bakmayı öğreten bir kitap. Tarihle arası mesafeli ama meraklı olanlar için güzel bir başlangıç, tarih sevenler içinse sağlam bir hatırlatma.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hocaların hocası sayın Ioanna Kuçuradi'yi farklı platformlarda hazırlanmış video veya yazıya aktarılmış söyleşilerden tanıyor ve ne derece değerli bir şahsiyet olduğunu biliyorum . 

Bu bir armağan kitap ve yolu bir şekilde hocayla kesişmiş olan elli iki kişinin yazılarından oluşuyor. 

Kitabı bitirdiğimde beynimin içinde değerli  İoanna hanım için şu düşünceler oluştu; bildiğini iyi bilen, yalnız ülke bazında değil,  uluslararası alanda da düşünceyi, ifade özgürlüğünü, insan hak ve özgürlüklerini savunan, eşitlikçi bir toplum için emek sarfeden, alçak gönüllü, çevresine ışık saçmaya her an hazır, olaylara ve durumlara değer yargılarıyla değil değer bilgisiyle bakmayı öğreten, dünyanın cennet olmayacağını bilse de insan hakları ve felsefeyle uğraşan, insan kalmaya devam eden, duyarlı, sakin, alımlı, içten...

Kitap için emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler, ben çok beğenerek okudum. Çok faydalandım. Şimdi sıra hocanın kendi yazdığı kitapları okumaya geldi.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Nurdan Gürbilek'in alamet-i farikası olan, "anlattığı konuyu iyice dağıtıp, 'buradan sonrasında başlangıçtaki yerine dönemez herhalde' dediğiniz anda o konuyu dertop edip zihninizde tamamlamaya bırakma" hünerini sergilediği son eseridir. meselesi kısaca evler, evsizlikler ve aidiyetler olan ikinci hayat'ın, dünyanın iyiden iyiye göçlerle şekil alan bir yer hâline gelerek 'bildiğimiz dünya' olmaktan çıktığı şu zamanları biraz olsun anlamak konusunda önemli zihinsel pencereler açtığını düşünüyorum.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
savaş fotoğraflarına bakmanın tuhaflığı, dikizci yanımızı ortaya çıkarmasıdır. savaşla ilgili fotoğraflara bakmak, şiddete ve savaşa olan nefretimizi biler. savaşın saçmalığını derinden sarsılarak anlarız. susan sontag bu etkileyici kitabında, işin kolayına kaçmadan savaş fotoğraflarına bakmamızın aslında başkalarının acısına bakmanın bir türü olduğunu ve bize çok şey öğrettiğini, öğretmekle kalmayıp bilinçlendirdiğini anlatıyor. kitabı çeviren osman akınhay\'a teşekkür etmek gerekiyor. böylesine önemli bir kitabı iyi ki çevirmiş.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum  1
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
02 Şubat 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yaşadığımız Evler, Cihan karakteri üzerinden kasaba tekinsizliğini, mutsuz aile ilişkilerini, trajedi kaynaklı yaşamdaki kırılma anlarını ve bunlardan çıkışı, travmaların insan hayatındaki etkisini, gidenlerle geride kalanları iyi anlatan bir eser. Kitabın hacmi, birinci şahıs anlatıcının dili, kasabanın tekinsiz atmosferi, geriye dönüş tekniğinin başarılı kullanımı, karakterlerin inandırıcılığı, toplumsal meselelere hikâyenin yapısını bozmadan değinişler, sevgisizliğin anlatımı gayet iyi. Kitaptaki tüm edebi unsurlar yerli yerinde.

Benim için tek olumsuz yan eserin yapısı. Kitap, yıllar önce terk ettiği kasabaya çocukluğunu beraber geçirdiği anneannesinin vefatı üzerine dönen anlatıcının 7 gününe odaklanıyor. Bu günler sıralı ilerliyor, her bir günün ardından geçmişe dönen, bölümler yer alıyor. Zamanda doğrusal ilerleyen sıralı yapı okur için konfor alanı sağlıyor. Romanın yapısı doğru kurulmuş ama konfordan hoşlanmayan bir okur olarak bunu pek sevmediğimi söylemeliyim.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum  1
Bildir