Bir Ada İcat Etmek
"Yas, yaşayan, içindeki en güçlü tarafa seslenen bir şey ve herkesin yası kendine özgü."
Yasla ilgili tek cümle kur deseler, herhalde tam bunu kurardım, ki muhtemelen son 4 senede zaten buna çok benzer cümleler kurdum, hatta belki bunu bile kurmuşumdur. Yasın biricikliği, anlaşılmazlığı, ölümün insanın kendi içinden bir tuhaf karanlık doğurma potansiyelini tetiklemesi çok acayip bir şey sahiden.
Neyse, cümle Alain Gillot'nun "Bir Ada İcat Etmek" kitabından. Açıkçası bu kitaptan epeyce korkuyordum konusu itibariyle, çünkü hala yasa dair bir şeyler okurken zorlanıyorum. Çin'de, ailesinden uzakta çalışan Dani, küçük oğlu Tom'un boğularak öldüğü haberini alıp apar topar Fransa'ya dönüyor, kitap böyle başlıyor. Sonrasında da Dani ve eşi Nora'nın yas süreçlerine, kayıpla mücadele edebilmek için geliştirdikleri bambaşka mekânizmalara, birbirlerinden uzaklaşmalarına, düşmelerine, kalkmalarına şahit oluyoruz.
Çevirmenliği bırakıp daha az yalnız kalmak için öğretmenliğe dönen Nora, bir gün sinir krizi geçirip tedavi almaya başlarken, Dani ise oğlunun hayaletini görmeye ve ona tutunmaya başlıyor. (Nora'nın sinir krizine dair söylediği şu cümle çok çarpıcıydı, dursun burada: "Çok geçmeden en ufak şeye sinirlenmeye başladım... Bir öğrenciyle ağız dalaşına girdim, neredeyse vurmak üzere olduğumu hissedince durumun farkına vardım. Onlardan nefret ediyordum... Hepsinden... Benim oğlum ölmüşken, büyümeye devam eden bu çocuklardan.")
Kitapta bu tür iyi yazılmış cümleler olmakla beraber, genelinde bir sıkıntı olduğu kanaatindeyim. Böyle eleştiri mi olur demeyin, olur valla: bence bu romanın sorunu fazla akıcı olması. Bir oturuşta okunuyor, misler gibi akıp gidiyor ve hayır, bu iyi bir şey değil, çünkü yas bu değil. İnen, çıkan, artan, azalan, insanı soluksuz bırakan, güldüren, ağlatan, şüphelendiren, suçlu hissettiren, öfkelendiren bir şey yas. Yasa dair emin olduğum şeylerin başında doğrusal olmayışı geliyor - oysaki bu romanın temposu pek yerinde. Yası duygu sömürüsünden uzak durarak anlatma tercihine saygı duyuyorum yazarın ama sömürüsü olmadan duygusunu aktarmak da mümkündür ki zaten marifet tam da ondadır kanımca. Bu nedenle maalesef zayıf buldum kitabı. Üzgünüm.