Onaylı Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Ekim 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Türk Milletini Oluşturan Soyların Adlarına Dair
Bu hacimli ve alanında en kapsamlı çalışmayı içeren eser, tarihi bir anlatılar silsilesi değildir. Tarih sahnesinde adı anılan veya günümüzde varlığını sürdüren Türk topluluklarının çeşitli adlarını, hangi boya mensup olduklarını ve bunların hangi ana topluluklara bağlı olduğunu aktarıyor. Aile kökeni, aşiretler, Anadolu'daki Türkmen toplulukları veya Orta Asya Türkleri hakkında bilgiler sunuyor. Elbette bu kadar geniş bir coğrafyada çalışılmış olması bile başlı başına bir başarı.

En bilinenlerinden örnek vermek gerekirse Oğuz, Kıpçak, Kırgız gibi Türk topluluklarıyla ilişkilendirilen isimler bu kapsamda değerlendirilebilir. Bununla birlikte aynı topluluğun farklı coğrafyalarda veya kaynaklarda farklı adlarla anılmasına yönelik adlandırmalar/varyantlar da çalışmada ele alınan konulardan biri.

Kitabı değerli kılan bir diğer özellik ise kaynakça kısmı. Adların geçtiği kaynaklara ulaşmak isteyenler veya belirli bir boy üzerine çalışacaklar doğrudan bu kaynakçadan faydalanma imkanına sahip. On binlerce boy adını tek bir eserde toplamak, araştırmacının farklı kaynaklar arasında uzun süre arama yapma ihtiyacını azaltır. Böylece kaynak taramada seçecekleri kaynaklar için zamandan tasarruf sağlanmış olacaktır.

Bu kitap, baştan sona okunup bitirilecek bir tarih anlatısından ziyade, ihtiyaç duyuldukça açılıp kullanılacak değerli bir araştırma kaynağı olarak kütüphanenizde bulundurulması gerekenler arasında.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Ekim 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Nostalji
“Ama burada ‘söze gelmeyeni yazmak için’ hiçbir haritada, hiçbir bellekte çizilmemiş bir yol bulmayı denediğim bu sayfalarda…” Kitaptaki bir öyküden aldığım bu cümle, bu çok acayip kitabın özü gibi. Nasıl tanımlamalı – sanki Proust ve Fuentes’in buluşması gibi diye düşündüm okurken sıklıkla. Proust’un bellek dehlizlerine Fuentes’in ihtişamıyla dalmış gibi bir şey Cartarescu. Yazar her ne kadar bir roman olarak tanımlasa da, 3 novella ve 2 öyküden oluşuyor gibi geldi bana bu kitap, bölümler arasındaki bağlantılar epey soyut zira. Sanırım kitabın en iddialı kısmının REM novellası olduğu düşünülüyor ama ben İkizler kısmını çok daha fazla sevdim. Bu novella sanki insanı yerine mıhlayan bir senfoni gibi kusursuz yazılmış; iniyor, çıkıyor, alçalıyor, yükseliyor ve sonlara doğru tempoyu artırıp müthiş bir final yapıyor. Velhasıl sevdim, çok sevdim. Fuentes tadı derken ne kast ettiğimi anlatmak için de şu alıntıyı ekleyip susuyorum: “Ve orada, ortada ipek koza gibi geceye bürünmüş SEN varsın, hiç kimsenin şimdiye kadar tanımadığı sen; kıvrık, yamuk, saldırı dişleriyle dolu çeneli sen, kabarmış burun deliklerinden ateş püsküren sen, yakıcı yeşim pullu, şeytan kanatlı ve anakonda kuyruklu sen. Pis kokulu kükürtatarlar içinde sen, sen kadın suskunluğunun, iletişimsizliğinin içinde, şiddet ve korku içinde.”
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
20 Ekim 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hiroşima Sevgilim
"Aklını böyle yitirmenin ne olduğunu bilmeyenler atsın bana ilk taşı. Aşktan başka yurdum yoktu artık benim." Ne metin ama ya, ne metin. Canım Marguerite Duras'ın çok seveceğimden emin olduğum için hazzı biraz daha erteleyeyim diye bekletip durduğum kitabı Hiroşima Sevgilim'i okudum sonunda. Çok seneler önce izlediğim filmini de bunun üzerine tez zamanda yeniden izlemek istiyorum. Normalde senaryo yahut oyun okumayı çok sevmem ama bu resmen şiir gibi yazılmış bir metin. Diyaloglar, onların arasında Duras'ın aldığı notlar, hepsi öyle lezzetli ki. Senaryonun ardına ilave edilmiş "ekler" kısmı da bir o kadar iyi. İkinci Dünya Savaşı bitiminde Fransa'da, Nevers'te bir Alman askeri olan ilk aşkının ölümüne tanıklık etmiş olan bir kadın (adamın tabiriyle: "bir kadında bin kadınsın sanki...) ile Hiroşima'yı yaşamış bir Japon adamın birkaç günlük aşk hikâyesini okuyoruz. Kadın aktris, Hiroşima'da geçen barışa dair bir filmde (ki soruyor yazar - Hiroşima'da barış filminden başka ne çekilebilir ki, diye) rol almak üzere kente gelmiş. İşte orada tanışıyor adamla ve daha önce hiç anlatmadığı bu hikâyeyi anlatıyor. İkisi de evli, aşkları süremez ancak bu, tutkuyla sevişmelerine engel değil. "Yılgının izlerini yılgıyla silmek" diyor yazar bir yerde - bu kitap tam da bunun hikâyesi. Herkesin belleğindeki kendi Hiroşima'ları, delirmeye en yaklaştığımız o anlar, unutmanın ne olduğunu öğrenmek, aşktan ölünmediğini bilmek, toplumsal bellekten bireysel belleğe akıttıklarımız... Küçücük bir metin ancak bu kadar kudretli olabilir. Duras'ın kısa, kesik cümleleri her zamanki gibi insanın içine içine işliyor. Valla ne diyeyim ya. Böyle yazmak, yazabilmek... Hayranlıktan kelimelerim tükendi. "Öldürüyorsun beni - öyle iyi geliyorsun ki bana."
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
19 Ekim 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Glaux, insanı ve toplumu anlatan farklı bir kitap. Yazar, günlük hayatta karşılaştığımız olaylardan ve insanlardan yola çıkarak çeşitli konular üzerine düşünüyor. İnsanların davranışlarını, hayata bakışlarını ve toplumdaki sorunları ele alıyor.
Kitapta bazen komik, bazen de düşündürücü anlatımlar var. Yazar, sıradan gibi görünen olayların aslında farklı anlamlar taşıyabileceğini gösteriyor. İnsanların kendileriyle ve çevreleriyle olan ilişkilerine dikkat çekiyor.
Bazı bölümleri okurken kendimizi ve çevremizdeki insanları düşünüyoruz.
Glaux, olaylardan çok düşüncelere yer veren ve bizleri farklı konular üzerinde düşünmeye yönelten bir kitap.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
19 Ekim 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir ilahiyatçı olarak meâl ve tefsir çalışmalarında en çok dikkat ettiğim husus, lafızların nüzul dönemi dil mantığıyla doğru tespit edilmesidir. Ötüken Neşriyat’ın matbuat hayatımıza kazandırdığı bu çalışma, Klasik Arapça kelimelerin anlamsal alanını daraltmadan, Kur’ân’ın iç bütünlüğü çerçevesinde kavramları ele alması bakımından son derece kıymetli bir boşluğu dolduruyor.
Eserdeki semantik analiz yöntemi; kök anlamları, Kur’ân içi anlam örgüsünü ve kelime nüanslarını titizlikle ortaya koymaktadır. Klasik tefsir birikimi ile modern dil bilim metodolojisinin bu denli ahenkli harmanlanması, okuyucuya yüzeysel bir tercümenin ötesinde kavramsal bir zemin sunuyor.
İlahi Kelam’ın derinliğine nüfuz etmek isteyenler için rehber niteliğinde bir başucu eseri olmuş. Emeği geçenleri ve Yayınevi’ni tebrik ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
19 Ekim 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Büyük distopik romanları düşündüğümüzde en iyilerinden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Kitap, ne sizi 1984 kadar kabus dolu bir dünyaya sokuyor, ne Cesur Yeni Dünya kadar mükemmel bir dünyada yaşatıyor ne de Fahrenheit 451'de olduğu gibi tek konu üzerinden ilerliyor. Tasarlanan distopik dünyanın içerisine bir kadın anlatıcı üzerinden girmenizi sağlıyor. Kitapta son derece güzel betimlemeler ve harika bir edebi anlatım var -bu da diğer distopik eserlerden kendisini ayıran bir özellik. Romanda feminist bir bakış açısı yerine her iki cinsin de distopik dünyada yaşadığı zorluklara atıfta bulunan bir anlatımı sunuyor.

Anlatıcı, eşinin ve kız çocuğunun akıbetini bilemeyen bir anne profiliyle karşımıza çıkıyor. Buna rağmen anlatımda kendini bize asla acındırmıyor ve geçmişi hatırlarken de okuru keder içinde bırakmıyor. Kitapta tüm duygular kararında verilmiş: acı, yoksunluk, cinsel istek, özlem. Özellikle geçmiş ve günümüz geçişlerinde roman son derece başarılı.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Ekim 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ne geçmişini ne de ‘tercihlerinin sebeplerini’ bilmediğimiz bir insanın bir avukatlık bürosunda geçirdiği günlerin kısa ama bir o kadar da düşündürücü hikayesi anlatılıyor kitapta. Hikaye vurucu değil; ancak verilen mesaja odaklanmak gerekiyor. İnsanları, yaşam standartlarını ve düzenin sağladıklarını kaybetmemek için her gün kaç defa tercihlerimizi bir kenara bırakıp herkese ‘tamam’ diyoruz acaba? Bir oturuşta okuyabileceğiniz bu kitabı bitirdikten sonra üzerine düşüneceğiniz birden fazla konu olacak.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Ekim 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İlk başlarda kronolojik olmayan bir anlatım ve karakter çokluğu nedeniyle kitabın içine girmekte biraz zorlansam da olaylar netleşip sona doğru yaklaştıkça tempo muazzam bir şekilde arttı ve son 40 sayfa bir çırpıda bitti. Bu kitapta ‘’bu cinayeti kim işledi’’ sorusuyla değil ‘’neden kimse durdurmadı’’ gerilimiyle baş başa kalıyoruz. Kitabın en vurucu ve asıl can yakan yeri toplumsal ikiyüzlülük kavramı. Kasaba halkı ve yetkililer, cinayeti engellemek için parmaklarını bile oynatmazken vicdanlarını rahatlatmak için sorumluluk alıyormuş gibi davranıyorlar. Namus gelenek gibi kavramların arkasına saklanarak kendi eylemsizliklerini ve korkaklıklarını meşrulaştırma yoluna giriyorlar. Marquez bize bir cinayet hikayesi anlatmıyor, cinayet aparatını kullanarak toplumsal çürümeyi bir tiyatro oyunu gibi gözler önüne seriyor.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Ekim 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Unutkanlığa çare arayan bir doktorun geçmişin kokularından mimarisine kadar birçok hatırlatıcıdan faydalanarak hastalarına geçmiş klinikleri kurması ile başlıyor. Geçmişe sığınma fikri Avrupa kıtasını da sarıyor ve sağlıklı insanlar da geleceğin belirsizliğinden kaçarak geçmişteki güzel dönemlerine dönebilmek için ülkeler olarak referandum yapıyorlar. Hafıza, zaman, geçmişe sığınma arzusu üzerine yazılmış bir roman. Ancak olayların birbirini takip ettiği sebep-sonuç ilişkisiyle izlediği geleneksel bir roman değil. Kesik kesik, parçalı, sıçramalı bir anlatım şeklinde ilerliyor. Bu da okumayı çok zorlaştırıyor. Birçok kez başa dönüp tekrar başlamayı düşündüm veya kitabı bırakmayı düşündüm. Ama insan hafızasından bahseden bir kitabın, insan hafızasındaki gibi oradan oraya sıçrayarak bu konuyu anlatmayı seçmesi de yazarın yapmak istediği tam da bu olduğunu anladığımda sabırla bu düşünce labirentinden çıktım. Entelektüel bir kitap, o kısımlar daha anlaşılır ve keyifli.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Editorün Seçimi Bu yorum Kitapyurdu editörleri tarafından faydalı bulunarak öne çıkarılmıştır.
Bilgi İçin 
18 Ekim 2026
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Fahrenheit 451, benim için hikâyesinden çok ortaya koyduğu fikirle etkileyici bir roman oldu. Ray Bradbury’nin 1953 yılında, teknolojinin ve kitle iletişim araçlarının toplumları nasıl dönüştürebileceğini bu kadar isabetli öngörmesi, zekâsının ve gözlem yeteneğinin güçlü bir göstergesi.

Kitabın asıl çarpıcı tarafı, kitapların yasaklanması değil, insanların artık okumaya, düşünmeye ve sorgulamaya ihtiyaç duymadığı bir toplum tasvir etmesi. Bilgiye ulaşmanın kolaylaştığı ancak düşünsel derinliğin giderek kaybolduğu günümüz dünyasıyla kurduğu benzerlik oldukça düşündürücü.

Bence bu fikir çok daha uzun soluklu, karakterleri ve toplumsal yapısı daha derinlikli işlenmiş bir romanı hak ediyordu. Ancak Bradbury, fikrini kısa ve çarpıcı bir anlatıyla aktarmayı tercih etmiş. 1984 kadar güçlü bir edebî etki bırakmasa da yazıldığı dönem düşünüldüğünde oldukça ileri görüşlü, bugün bile üzerine düşünülmesi gereken değerli bir eser.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir